IN A BETTER WORLD / Daha İyi Bir Dünyada
Seda Erdoğan Bayram
5 Ocak 2012 Perşembe
PSİKANALİTİK YAKLAŞIM: BİLİNÇALTINDAN NOTLAR
4 Aralık 2011 Pazar
Pavlov'un Öğrenme Psikolojisi
Seda Erdoğan Bayram: Seda Erdoğan Bayram: GELİŞİM ve ÖĞRENME DERSİ Der...: Seda Erdoğan Bayram: GELİŞİM ve ÖĞRENME DERSİ Ders:1 ZİHİN HARİTASI :... : Ders: 3 Ahlaki Gelişim "Haftanın iz bırakanı:))" "İnsanoğlunun...
Bireyin davranışlarındaki yaşantı ürünü değişikliğe "öğrenme denir.
Öğrenme için gerekli koşulları;
Yaş, zeka, Kaygı, Hazırbulunuşluk, güdülenme, Reflex ve İçgüdü olarak sınıflayabilirken;
Öğrenmeyi etkileyen etmenleri;
Öğrenen, Öğrenme Yönetimi ve Öğrenilecek başlıkları altında toplayabiliriz.
Bireyin davranışlarındaki yaşantı ürünü değişikliğe "öğrenme denir.
Öğrenme için gerekli koşulları;
Yaş, zeka, Kaygı, Hazırbulunuşluk, güdülenme, Reflex ve İçgüdü olarak sınıflayabilirken;
Öğrenmeyi etkileyen etmenleri;
Öğrenen, Öğrenme Yönetimi ve Öğrenilecek başlıkları altında toplayabiliriz.
2 Kasım 2011 Çarşamba
Seda Erdoğan Bayram: GELİŞİM ve ÖĞRENME DERSİ Ders:1 ZİHİN HARİTASI :...
Seda Erdoğan Bayram: GELİŞİM ve ÖĞRENME DERSİ Ders:1 ZİHİN HARİTASI :...:
Ders: 3 Ahlaki Gelişim "Haftanın iz bırakanı:))"
"İnsanoğlunun en erken kavradığı öğreti: MENFAATİ" Daha 3 aylıkken düşünebiliyor musunuz? Dünyayı bu hale getirenlere çok tepkili olmamalıyız galiba. İnsanın doğası bu gibi görünüyor...
Ders: 3 Ahlaki Gelişim "Haftanın iz bırakanı:))"
"İnsanoğlunun en erken kavradığı öğreti: MENFAATİ" Daha 3 aylıkken düşünebiliyor musunuz? Dünyayı bu hale getirenlere çok tepkili olmamalıyız galiba. İnsanın doğası bu gibi görünüyor...
22 Ekim 2011 Cumartesi
21 Ekim 2011 Cuma
DUYMA – ÖĞRENME – GELİŞME İLİŞKİLERİ
Çocuğun
dudaklarından çıkacak ilk kelime her anne-babanın büyük merakla beklediği bir
andır. O an gelince büyük bir sevinç yaşanır ailede. Ama ya o ilk kelime
gelmezse? Çocuğunuzun konuşması gecikirse, akranları cıvıl cıvıl konuşurken
sizin çocuğunuz tek kelime dahi etmezse ne olacak? Panik
Yok!!! O’da her şeyi yapabilir ancak
biraz geç olur…
İşitme
duyusu, ses olarak adlandırdığımız mekanik titreşimleri ortaya çıkarabilme
yeteneğidir. Dil gelişimi ve
konuşma becerilerinin kazanılmasında en önemli faktör işitme duyusudur. İşitme
engelli olan bireyler, ana dili öğrenemezler ve diğer insanlarla anlamlı ve
konuşmaya dayalı bir iletişim içine giremezler. Bu alanda ciddi sorunlar
yaşarlar.
İşitme
engelli çocuklar engellerinin özelliğine bağlı olarak gelişim alanlarında bazı
farklılıklar gösterirler. Ancak bu onların normal işiten akranlarından tamamen
farklı olduğu anlamına gelmez. Eğitimdeki amaçlarımızdan biri de işitme engelli
çocukların engellerinden doğan bu farklılıkları eğitim ve öğretim ile en aza
indirmektir.
İşitme engelli
çocuklar, dili öğrenememenin yanında birçok farklı sorunla karşı karşıya
gelirler. Konuşma becerisi olmadığı için soyut olay ve olguları anlamada
güçlükler yaşarlar. Bilişsel gelişimin oluşumunda dil önemli bir rol oynar, bu
nedenle işitme engelli çocuklar, zihinsel gelişim açısında akranlarından geri
kalmaktadırlar. Okuma- yazma gibi becerileri öğrenmeleri daha uzun bir zaman
alabilmektedir. Yaşadıkları çevreyle sosyal sorunlar yaşarlar. Arkadaşları
tarafından dışlandıkları için benlik algıları düşer. Bütün bunlara bağlı olarak
çeşitli uyum sorunları ve davranış problemleri görülebilir.
İşitme
engelli çocuklarda etkilenen gelişim alanlarını; aşağıdaki gibi gruplamak
mümkündür:
Motor gelişim
İşitme engelli çocuklar hiçbir engeli
bulunmayan akranları ile aynı motor gelişim özelliklerini takip ederler. Örneğin;
yardımsız ayağa kalkma, yürüme, merdiven çıkma gibi... İşitme engelli
çocukların merkezi sinir sistemine bağlı olarak genel vücut koordinasyonunun
sağlanması ve denge alanlarında problemleri vardır.
Bilişsel gelişim
Bilişsel gelişim sürecinde dil önemli bir
yer tutar. İşitme engelli çocukların dil becerilerindeki, kavram
gelişimlerindeki yetersizlik ve işitsel girdinin az olması bilişsel gelişim sürecini
de olumsuz olarak etkiler. Bu durum çocuğun eğitim ve yaşantı eksikliğinden
kaynaklanmaktadır. Çocuk düşüncelerini ifade etmede ve başkalarının
düşüncelerini anlamada engellerle karşılaşır. Buna rağmen işitme engelli
çocuklar normal işiten akranlarından bilişsel becerilerde çok fazla geri kalmış
değillerdir. Erken tanılandıklarında ve erken eğitime alındıklarında birçok
çocuk engeline rağmen, akranlarını yalnızca birkaç yıl geriden takip eder.
Sosyal ve duygusal gelişim
Aile- çocuk etkileşimi çocuğun sosyal ve duygusal
gelişiminde en önemli faktördür. İletişim kurmak; aile ile çocuğun
düşüncelerini, toplumsal değerlerini, sosyal hayatı paylaşması sonucunu
doğurur. Aileler çocuğunun engelini fark
ettikten sonra reddetme ve inkar gibi çocukla iletişimlerinin azalmasına neden
olan bir takım süreçlerden geçerler. Bu durum çocuğun sosyal ve duygusal
gelişimine olumsuz bir zemin oluşturur. Aileyle olan iletişiminin giderek
azalması zaman içinde toplumla olan iletişime de yansır. Bu durum da çocuğun
sosyal ve duygusal gelişimini olumsuz olarak etkiler. Öğretmen ve akranları da
çocuğun sosyal ve duygusal gelişiminde önemli rol oynarlar. Akranların ve
öğretmenlerin engelli çocukla kolay ve etkili iletişime girmesi ile çocuk
sosyal kuralları, konuşmada kullanılan kuralları, farklı durumlara uygun tepki
vermeyi, kişilerle yakın ilişkiler kurmayı öğrenebilir. Buna rağmen eğer
çocukla iletişim kurulmuyor ya da iletişim için çok az zaman harcanıyorsa,
çocuğun sosyal çevrenin bir parçası olması, olumlu benlik algısı geliştirmesi
gibi konularda problemler yaşanır. İşitme engelli çocuklar ihtiyaçlarını sözel
olarak ifade etmede yetersiz kalırlar. Aileleri ve arkadaşları onların duygu ve
düşüncelerini anlamakta zorlanırlar. Bu durumda çocuklar kendini kötü hisseder,
kendine kızar ve kendine olan güvenleri gelişmez. Topluma uyum sağlamada zorluk
çekerler, kendilerini soyutlanmış hissederler. Küçük yaştan itibaren işitme
engelli çocuğa işiten çocuklardan farklı davranmayarak, onları engellerine
rağmen bu toplumun etkin bireyleri haline getirebiliriz.
Dil gelişimi
Dil gelişimi
çocukların olumsuz olarak en çok etkilendiği gelişim alanlarından birisidir. Çocukta
dil kazanımı birbirine bağlı aşamalardan meydana gelir. Buna göre; sesleri
duymayan ve sözel uyaranları algılayamayan çocuğun dil kazanımı tam olarak
gerçekleşemez. Dil kazanımının tam olarak gerçekleşememesinin bir diğer sebebi
de ailenin çocuğa yeterli sözel tepkiyi vermemesidir. Çocuğun engelli olduğunu
duyan ailenin çocukla sözel iletişimi azalır. Çocuğun sözel tepkilerinin az
olması ailenin çocukla iletişimine etki eden bir faktördür. İşitme engelli
çocuklarda okuma yazma gibi dilin kullanımını gerektiren becerileri kazanmada
da problemler görülür.
ÇÖZÜM
ÖNERİLERİ
İşitme engelli çocuklara iletişim
becerisi kazandırmak
Bu konuda çeşitli yöntemler
geliştirilmiştir. Eğitim kurumlarında çocuğun işitme derecesine ve gelişim
özelliklerine uygun yöntem veya yöntemler belirlenerek iletişim becerisi
kazandırılır. İletişim sağlamak amacıyla geliştirilen yöntemler iki başlık
altında toplanır:
·
Sözlü dile dayalı iletişim yöntemleri
·
İşarete dayalı iletişim yöntemleri
Sözlü dile dayalı iletişim yöntemleri ile
çocuğa konuşma ve konuşulanları anlaması öğretilir. Bu yöntemle bazı çocuklara
yapılandırılmış dil, belli aşamalar takip edilerek öğretilir. Dudak okuma
eğitimi bu yöntemin içeriğinde yer alır. Bazı çocukların işitme cihazlarıyla
önce duymaları, sonra yavaş yavaş anadili öğrenmeleri sağlanır.
İşarete dayalı iletişim yöntemleri ise ileri derecede işitme kaybı olan ve cihazların yetersiz kaldığı çocuklara işaretlerle iletişim kurmalarını hedefler. Bu yöntemde en sık kullanılan işaret dilidir. İşaret dili, çeşitli el hareketlerinin vücut üzerinde kullanılmasıyla oluşur. Her işaretin konuşma dilinde bir karşılığı vardır. Bu yöntemi öğrenen çocuklar, kendi aralarında ve bu dilden anlayanlarla çok rahat bir şekilde iletişim kurabilmektedirler. İşaret diline dayalı diğer bir yöntem ise, parmak alfabesidir. Parmak hareketleriyle alfabedeki harfler oluşturulur ve harflerden de kelimeler yapılır. Genellikle işitme engelli çocuklara hem işaret dili hem de parmak alfabesi öğretilir. Çocuklar, işaret dili ile olay ve olguları anlamaya ve anlatmaya, parmak alfabesiyle isim ve bazı özel kavramları anlamaya ve anlatmaya çalışırlar.
İşarete dayalı iletişim yöntemleri ise ileri derecede işitme kaybı olan ve cihazların yetersiz kaldığı çocuklara işaretlerle iletişim kurmalarını hedefler. Bu yöntemde en sık kullanılan işaret dilidir. İşaret dili, çeşitli el hareketlerinin vücut üzerinde kullanılmasıyla oluşur. Her işaretin konuşma dilinde bir karşılığı vardır. Bu yöntemi öğrenen çocuklar, kendi aralarında ve bu dilden anlayanlarla çok rahat bir şekilde iletişim kurabilmektedirler. İşaret diline dayalı diğer bir yöntem ise, parmak alfabesidir. Parmak hareketleriyle alfabedeki harfler oluşturulur ve harflerden de kelimeler yapılır. Genellikle işitme engelli çocuklara hem işaret dili hem de parmak alfabesi öğretilir. Çocuklar, işaret dili ile olay ve olguları anlamaya ve anlatmaya, parmak alfabesiyle isim ve bazı özel kavramları anlamaya ve anlatmaya çalışırlar.
13 Ekim 2011 Perşembe
Gelişim ve öğrenme dersi kapsamında açtığım yeni bloğum. Selamlar, sevgiler herkese...
DUYMA
– ÖĞRENME – GELİŞME İLİŞKİLERİ
Çocuğun
dudaklarından çıkacak ilk kelime her anne-babanın büyük merakla beklediği bir
andır. O an gelince büyük bir sevinç yaşanır ailede. Ama ya o ilk kelime
gelmezse? Çocuğunuzun konuşması gecikirse, akranları cıvıl cıvıl konuşurken
sizin çocuğunuz tek kelime dahi etmezse ne olacak? Panik
Yok!!! O’da her şeyi yapabilir ancak
biraz geç olur…
İşitme
duyusu, ses olarak adlandırdığımız mekanik titreşimleri ortaya çıkarabilme
yeteneğidir. Dil gelişimi ve
konuşma becerilerinin kazanılmasında en önemli faktör işitme duyusudur. İşitme
engelli olan bireyler, ana dili öğrenemezler ve diğer insanlarla anlamlı ve
konuşmaya dayalı bir iletişim içine giremezler. Bu alanda ciddi sorunlar
yaşarlar.
İşitme
engelli çocuklar engellerinin özelliğine bağlı olarak gelişim alanlarında bazı
farklılıklar gösterirler. Ancak bu onların normal işiten akranlarından tamamen
farklı olduğu anlamına gelmez. Eğitimdeki amaçlarımızdan biri de işitme engelli
çocukların engellerinden doğan bu farklılıkları eğitim ve öğretim ile en aza
indirmektir.
İşitme engelli
çocuklar, dili öğrenememenin yanında birçok farklı sorunla karşı karşıya
gelirler. Konuşma becerisi olmadığı için soyut olay ve olguları anlamada
güçlükler yaşarlar. Bilişsel gelişimin oluşumunda dil önemli bir rol oynar, bu
nedenle işitme engelli çocuklar, zihinsel gelişim açısında akranlarından geri
kalmaktadırlar. Okuma- yazma gibi becerileri öğrenmeleri daha uzun bir zaman
alabilmektedir. Yaşadıkları çevreyle sosyal sorunlar yaşarlar. Arkadaşları
tarafından dışlandıkları için benlik algıları düşer. Bütün bunlara bağlı olarak
çeşitli uyum sorunları ve davranış problemleri görülebilir.
İşitme
engelli çocuklarda etkilenen gelişim alanlarını; aşağıdaki gibi gruplamak
mümkündür:
Motor gelişim
İşitme engelli çocuklar hiçbir engeli
bulunmayan akranları ile aynı motor gelişim özelliklerini takip ederler. Örneğin;
yardımsız ayağa kalkma, yürüme, merdiven çıkma gibi... İşitme engelli
çocukların merkezi sinir sistemine bağlı olarak genel vücut koordinasyonunun
sağlanması ve denge alanlarında problemleri vardır.
Bilişsel gelişim
Bilişsel gelişim sürecinde dil önemli bir
yer tutar. İşitme engelli çocukların dil becerilerindeki, kavram
gelişimlerindeki yetersizlik ve işitsel girdinin az olması bilişsel gelişim sürecini
de olumsuz olarak etkiler. Bu durum çocuğun eğitim ve yaşantı eksikliğinden
kaynaklanmaktadır. Çocuk düşüncelerini ifade etmede ve başkalarının
düşüncelerini anlamada engellerle karşılaşır. Buna rağmen işitme engelli
çocuklar normal işiten akranlarından bilişsel becerilerde çok fazla geri kalmış
değillerdir. Erken tanılandıklarında ve erken eğitime alındıklarında birçok
çocuk engeline rağmen, akranlarını yalnızca birkaç yıl geriden takip eder.
Sosyal ve duygusal gelişim
Aile- çocuk etkileşimi çocuğun sosyal ve duygusal
gelişiminde en önemli faktördür. İletişim kurmak; aile ile çocuğun
düşüncelerini, toplumsal değerlerini, sosyal hayatı paylaşması sonucunu
doğurur. Aileler çocuğunun engelini fark
ettikten sonra reddetme ve inkar gibi çocukla iletişimlerinin azalmasına neden
olan bir takım süreçlerden geçerler. Bu durum çocuğun sosyal ve duygusal
gelişimine olumsuz bir zemin oluşturur. Aileyle olan iletişiminin giderek
azalması zaman içinde toplumla olan iletişime de yansır. Bu durum da çocuğun
sosyal ve duygusal gelişimini olumsuz olarak etkiler. Öğretmen ve akranları da
çocuğun sosyal ve duygusal gelişiminde önemli rol oynarlar. Akranların ve
öğretmenlerin engelli çocukla kolay ve etkili iletişime girmesi ile çocuk
sosyal kuralları, konuşmada kullanılan kuralları, farklı durumlara uygun tepki
vermeyi, kişilerle yakın ilişkiler kurmayı öğrenebilir. Buna rağmen eğer
çocukla iletişim kurulmuyor ya da iletişim için çok az zaman harcanıyorsa,
çocuğun sosyal çevrenin bir parçası olması, olumlu benlik algısı geliştirmesi
gibi konularda problemler yaşanır. İşitme engelli çocuklar ihtiyaçlarını sözel
olarak ifade etmede yetersiz kalırlar. Aileleri ve arkadaşları onların duygu ve
düşüncelerini anlamakta zorlanırlar. Bu durumda çocuklar kendini kötü hisseder,
kendine kızar ve kendine olan güvenleri gelişmez. Topluma uyum sağlamada zorluk
çekerler, kendilerini soyutlanmış hissederler. Küçük yaştan itibaren işitme
engelli çocuğa işiten çocuklardan farklı davranmayarak, onları engellerine
rağmen bu toplumun etkin bireyleri haline getirebiliriz.
Dil gelişimi
Dil gelişimi
çocukların olumsuz olarak en çok etkilendiği gelişim alanlarından birisidir. Çocukta
dil kazanımı birbirine bağlı aşamalardan meydana gelir. Buna göre; sesleri
duymayan ve sözel uyaranları algılayamayan çocuğun dil kazanımı tam olarak
gerçekleşemez. Dil kazanımının tam olarak gerçekleşememesinin bir diğer sebebi
de ailenin çocuğa yeterli sözel tepkiyi vermemesidir. Çocuğun engelli olduğunu
duyan ailenin çocukla sözel iletişimi azalır. Çocuğun sözel tepkilerinin az
olması ailenin çocukla iletişimine etki eden bir faktördür. İşitme engelli
çocuklarda okuma yazma gibi dilin kullanımını gerektiren becerileri kazanmada
da problemler görülür.
ÇÖZÜM
ÖNERİLERİ
İşitme engelli çocuklara iletişim
becerisi kazandırmak
Bu konuda çeşitli yöntemler
geliştirilmiştir. Eğitim kurumlarında çocuğun işitme derecesine ve gelişim
özelliklerine uygun yöntem veya yöntemler belirlenerek iletişim becerisi
kazandırılır. İletişim sağlamak amacıyla geliştirilen yöntemler iki başlık
altında toplanır:
·
Sözlü dile dayalı iletişim yöntemleri
·
İşarete dayalı iletişim yöntemleri
Sözlü dile dayalı iletişim yöntemleri ile
çocuğa konuşma ve konuşulanları anlaması öğretilir. Bu yöntemle bazı çocuklara
yapılandırılmış dil, belli aşamalar takip edilerek öğretilir. Dudak okuma
eğitimi bu yöntemin içeriğinde yer alır. Bazı çocukların işitme cihazlarıyla
önce duymaları, sonra yavaş yavaş anadili öğrenmeleri sağlanır.
İşarete dayalı iletişim yöntemleri ise ileri derecede işitme kaybı olan ve cihazların yetersiz kaldığı çocuklara işaretlerle iletişim kurmalarını hedefler. Bu yöntemde en sık kullanılan işaret dilidir. İşaret dili, çeşitli el hareketlerinin vücut üzerinde kullanılmasıyla oluşur. Her işaretin konuşma dilinde bir karşılığı vardır. Bu yöntemi öğrenen çocuklar, kendi aralarında ve bu dilden anlayanlarla çok rahat bir şekilde iletişim kurabilmektedirler. İşaret diline dayalı diğer bir yöntem ise, parmak alfabesidir. Parmak hareketleriyle alfabedeki harfler oluşturulur ve harflerden de kelimeler yapılır. Genellikle işitme engelli çocuklara hem işaret dili hem de parmak alfabesi öğretilir. Çocuklar, işaret dili ile olay ve olguları anlamaya ve anlatmaya, parmak alfabesiyle isim ve bazı özel kavramları anlamaya ve anlatmaya çalışırlar.
İşarete dayalı iletişim yöntemleri ise ileri derecede işitme kaybı olan ve cihazların yetersiz kaldığı çocuklara işaretlerle iletişim kurmalarını hedefler. Bu yöntemde en sık kullanılan işaret dilidir. İşaret dili, çeşitli el hareketlerinin vücut üzerinde kullanılmasıyla oluşur. Her işaretin konuşma dilinde bir karşılığı vardır. Bu yöntemi öğrenen çocuklar, kendi aralarında ve bu dilden anlayanlarla çok rahat bir şekilde iletişim kurabilmektedirler. İşaret diline dayalı diğer bir yöntem ise, parmak alfabesidir. Parmak hareketleriyle alfabedeki harfler oluşturulur ve harflerden de kelimeler yapılır. Genellikle işitme engelli çocuklara hem işaret dili hem de parmak alfabesi öğretilir. Çocuklar, işaret dili ile olay ve olguları anlamaya ve anlatmaya, parmak alfabesiyle isim ve bazı özel kavramları anlamaya ve anlatmaya çalışırlar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















