13 Ekim 2011 Perşembe

Gelişim ve öğrenme dersi kapsamında açtığım yeni bloğum. Selamlar, sevgiler herkese...


DUYMA – ÖĞRENME – GELİŞME İLİŞKİLERİ

Çocuğun dudaklarından çıkacak ilk kelime her anne-babanın büyük merakla beklediği bir andır. O an gelince büyük bir sevinç yaşanır ailede. Ama ya o ilk kelime gelmezse? Çocuğunuzun konuşması gecikirse, akranları cıvıl cıvıl konuşurken sizin çocuğunuz tek kelime dahi etmezse ne olacak? Panik Yok!!!  O’da her şeyi yapabilir ancak biraz geç olur…

İşitme duyusu, ses olarak adlandırdığımız mekanik titreşimleri ortaya çıkarabilme yeteneğidir. Dil gelişimi ve konuşma becerilerinin kazanılmasında en önemli faktör işitme duyusudur. İşitme engelli olan bireyler, ana dili öğrenemezler ve diğer insanlarla anlamlı ve konuşmaya dayalı bir iletişim içine giremezler. Bu alanda ciddi sorunlar yaşarlar.

İşitme engelli çocuklar engellerinin özelliğine bağlı olarak gelişim alanlarında bazı farklılıklar gösterirler. Ancak bu onların normal işiten akranlarından tamamen farklı olduğu anlamına gelmez. Eğitimdeki amaçlarımızdan biri de işitme engelli çocukların engellerinden doğan bu farklılıkları eğitim ve öğretim ile en aza indirmektir.

İşitme engelli çocuklar, dili öğrenememenin yanında birçok farklı sorunla karşı karşıya gelirler. Konuşma becerisi olmadığı için soyut olay ve olguları anlamada güçlükler yaşarlar. Bilişsel gelişimin oluşumunda dil önemli bir rol oynar, bu nedenle işitme engelli çocuklar, zihinsel gelişim açısında akranlarından geri kalmaktadırlar. Okuma- yazma gibi becerileri öğrenmeleri daha uzun bir zaman alabilmektedir. Yaşadıkları çevreyle sosyal sorunlar yaşarlar. Arkadaşları tarafından dışlandıkları için benlik algıları düşer. Bütün bunlara bağlı olarak çeşitli uyum sorunları ve davranış problemleri görülebilir.

                İşitme engelli çocuklarda etkilenen gelişim alanlarını; aşağıdaki gibi gruplamak mümkündür:

Motor gelişim

İşitme engelli çocuklar hiçbir engeli bulunmayan akranları ile aynı motor gelişim özelliklerini takip ederler. Örneğin; yardımsız ayağa kalkma, yürüme, merdiven çıkma gibi... İşitme engelli çocukların merkezi sinir sistemine bağlı olarak genel vücut koordinasyonunun sağlanması ve denge alanlarında problemleri vardır.

Bilişsel gelişim

Bilişsel gelişim sürecinde dil önemli bir yer tutar. İşitme engelli çocukların dil becerilerindeki, kavram gelişimlerindeki yetersizlik ve işitsel girdinin az olması bilişsel gelişim sürecini de olumsuz olarak etkiler. Bu durum çocuğun eğitim ve yaşantı eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Çocuk düşüncelerini ifade etmede ve başkalarının düşüncelerini anlamada engellerle karşılaşır. Buna rağmen işitme engelli çocuklar normal işiten akranlarından bilişsel becerilerde çok fazla geri kalmış değillerdir. Erken tanılandıklarında ve erken eğitime alındıklarında birçok çocuk engeline rağmen, akranlarını yalnızca birkaç yıl geriden takip eder.

Sosyal ve duygusal gelişim

Aile- çocuk etkileşimi çocuğun sosyal ve duygusal gelişiminde en önemli faktördür. İletişim kurmak; aile ile çocuğun düşüncelerini, toplumsal değerlerini, sosyal hayatı paylaşması sonucunu doğurur. Aileler çocuğunun engelini  fark ettikten sonra reddetme ve inkar gibi çocukla iletişimlerinin azalmasına neden olan bir takım süreçlerden geçerler. Bu durum çocuğun sosyal ve duygusal gelişimine olumsuz bir zemin oluşturur. Aileyle olan iletişiminin giderek azalması zaman içinde toplumla olan iletişime de yansır. Bu durum da çocuğun sosyal ve duygusal gelişimini olumsuz olarak etkiler. Öğretmen ve akranları da çocuğun sosyal ve duygusal gelişiminde önemli rol oynarlar. Akranların ve öğretmenlerin engelli çocukla kolay ve etkili iletişime girmesi ile çocuk sosyal kuralları, konuşmada kullanılan kuralları, farklı durumlara uygun tepki vermeyi, kişilerle yakın ilişkiler kurmayı öğrenebilir. Buna rağmen eğer çocukla iletişim kurulmuyor ya da iletişim için çok az zaman harcanıyorsa, çocuğun sosyal çevrenin bir parçası olması, olumlu benlik algısı geliştirmesi gibi konularda problemler yaşanır. İşitme engelli çocuklar ihtiyaçlarını sözel olarak ifade etmede yetersiz kalırlar. Aileleri ve arkadaşları onların duygu ve düşüncelerini anlamakta zorlanırlar. Bu durumda çocuklar kendini kötü hisseder, kendine kızar ve kendine olan güvenleri gelişmez. Topluma uyum sağlamada zorluk çekerler, kendilerini soyutlanmış hissederler. Küçük yaştan itibaren işitme engelli çocuğa işiten çocuklardan farklı davranmayarak, onları engellerine rağmen bu toplumun etkin bireyleri haline getirebiliriz.



Dil gelişimi

 Dil gelişimi çocukların olumsuz olarak en çok etkilendiği gelişim alanlarından birisidir. Çocukta dil kazanımı birbirine bağlı aşamalardan meydana gelir. Buna göre; sesleri duymayan ve sözel uyaranları algılayamayan çocuğun dil kazanımı tam olarak gerçekleşemez. Dil kazanımının tam olarak gerçekleşememesinin bir diğer sebebi de ailenin çocuğa yeterli sözel tepkiyi vermemesidir. Çocuğun engelli olduğunu duyan ailenin çocukla sözel iletişimi azalır. Çocuğun sözel tepkilerinin az olması ailenin çocukla iletişimine etki eden bir faktördür. İşitme engelli çocuklarda okuma yazma gibi dilin kullanımını gerektiren becerileri kazanmada da problemler görülür.



ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

İşitme engelli çocuklara iletişim becerisi kazandırmak

 Bu konuda çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Eğitim kurumlarında çocuğun işitme derecesine ve gelişim özelliklerine uygun yöntem veya yöntemler belirlenerek iletişim becerisi kazandırılır. İletişim sağlamak amacıyla geliştirilen yöntemler iki başlık altında toplanır:

·         Sözlü dile dayalı iletişim yöntemleri

·         İşarete dayalı iletişim yöntemleri


Sözlü dile dayalı iletişim yöntemleri ile çocuğa konuşma ve konuşulanları anlaması öğretilir. Bu yöntemle bazı çocuklara yapılandırılmış dil, belli aşamalar takip edilerek öğretilir. Dudak okuma eğitimi bu yöntemin içeriğinde yer alır. Bazı çocukların işitme cihazlarıyla önce duymaları, sonra yavaş yavaş anadili öğrenmeleri sağlanır.

İşarete dayalı iletişim yöntemleri ise ileri derecede işitme kaybı olan ve cihazların yetersiz kaldığı çocuklara işaretlerle iletişim kurmalarını hedefler. Bu yöntemde en sık kullanılan işaret dilidir. İşaret dili, çeşitli el hareketlerinin vücut üzerinde kullanılmasıyla oluşur. Her işaretin konuşma dilinde bir karşılığı vardır. Bu yöntemi öğrenen çocuklar, kendi aralarında ve bu dilden anlayanlarla çok rahat bir şekilde iletişim kurabilmektedirler. İşaret diline dayalı diğer bir yöntem ise, parmak alfabesidir. Parmak hareketleriyle alfabedeki harfler oluşturulur ve harflerden de kelimeler yapılır. Genellikle işitme engelli çocuklara hem işaret dili hem de parmak alfabesi öğretilir. Çocuklar, işaret dili ile olay ve olguları anlamaya ve anlatmaya, parmak alfabesiyle isim ve bazı özel kavramları anlamaya ve anlatmaya çalışırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder